< kısa bir hayattan.... - Blogcu





Migren değildi...

Bir baş ağrısıydı yaşadığı sadece..
Beynini sökercesine yaşadığı bir acı. Patlardı beyni. Kafasını duvarlardan duvarlara vurup parçalamak istiyordu sadece. Ama korkuyordu..

Bir bulut indi yaşadığı yerin üstüne. Bembeyazdı. Dışarıda derin bir sukunet hakimdi. Öyle bir sessizlik vardı ki bulutların kımıltıları duyuluyordu sadece. hiç rüzgar dahi esmiyordu ama serin bir iklim oluvermişti o gece. O günün sabahında aslında Sevgilisinin son sözlerini duymuştu. O çok sevdiği ve değer verdiği kişinin sesini duymaya bayılıyordu fakat bu sefer çok korkuyordu ağzını her açtığında. Nefesinden korkar olmuştu. Son sözü söylememesi için o anda Tanrıya dualar ediyordu durmadan. Tanrım lütfen söylemesin...

O çok değer verdiği insan konuşmaya tekrar başladı. Öyle güzel konuşuyordu ki bir zalimin ruhunu barındırırmışçasına.. İçinde gaddarlık ruhları esiyordu fırtına gibi. Son sözleri içinden boşaltırken ara sıra durup nefes alıyor ve tıpki bir seri katilin soğukluğuyla karşılaşılıyordu. Bir ara durdu ve derin bir düşünceye daldı.
Sanki birşeyler hatırladı eskilerden. Yüzü bir anki boşluğunda o güzel hayalin ardından gülümsedi.. Bir ara kendini toparladı ve konuşmasını tekrar beyninde hazırlamaya başladı. VE son kelimeleri sırayla tek tek söylüyordu..
Genç o çok sevdiği ve değerini paha biçemediği yarı bir ömrü neredeyse paylaştığı kişi karşısında yenik düştü. Öyle bir çöktü ki görenlerin gözleri dolacağı bir sahne oldu.. Genç kız Dikkatini hiç bozmadan ciddi takılarak, Gence bakıyor, ve ondan hiç bir kelime beklemiyor gibiydi...
Gencin birden başına ağrılar girmye başladı. Önce tatlı bir ağrısı vardı. Ama bunu hiç hissetmiyordu bile.. Hissettiği tekşey en çok sevdiği ve değer verdiği kişinin kendisine son sözleri söylemesiydi.. Kendini ilk defa büyük bir boşlukta hissetmeye başladı. Toparlanamıyor kendine gelemiyor o derin boşluğun içerisine hızlı biçimde düşmeye devam ediyordu. Genç kız Toparlandı. Kırmızı parlak çantasını kucağına kadar çekti. Son bir hamle yapıp yerinden kalktı ve "Umarım Beni unutman çabuk olur, Dilerim benden sonra daha iyi " dedi  ve sustu ve "Neyse boşver" diyerek yavaş adımlarla gitti. Genç Yere çöktü kendisi hala daha ne olduğunu bile bilemeden öylece kalmıştı. Dakikalar sonrasında Gözlerinden bir damla yaş süzülü verdi. Sonra yerini ikinci damlalara bıraktı. Üç..Dört.. Derken gözyaşları durmadan akmaya va ilk sesi vermeye başlıyordu. Hıçkırıyordu...
Yerlerde kıvrandı.. Ordan geçenler bir anlam  veremedilker sonra yardım etmeye karar verip Çocuğu sakinleştirmeye ama önce kendisine getirmeye karar verdiler.

kendine geldiğinde bir hastanedeydi. Serum bağlamışlardı.

Öptüm say...

Aşk sade bir gelinlik gibidir.. Her yaştan insanın hayran kaldığı.. Aşk böyle birşeydir. Bembeyaz ve rüya gibi.. Ayrlıktır, ihanettir, paradır, bencilliktir ve egodur aşkın bembeyaz elbisesini kirleten. Bir beyaz çabuk kirlenir. Ve yıkama zamanına kadar kimsenin sizi görmesini istemezsiniz. Çekinirsiniz.

Aşk kimi zaman, Aşık olduğunuz kişinin renklerini sevmek, beğenilerini beğenmek alışmaktır ve ezberlemektir. Ama bir yandan da sizin zevkleriniz ve renklerinizi beğenmesi söz konusu değildir. Ama zamanla onada benimsetmeye çalışırsınız. Aynı düşünceyi düşünmek, aynı tatlardan  zevk almak, Aynı şeylere ortak olmak..

Gözlerini görmek, onlar için yaşamak ve sevmek. Alışmak onlara ve kopamamak. Onlarsız anlam kifaya etmeyen bir hayat ve dünya.. Onlardan kopmak için büyük bir sabır lazım.  Anlamsız bir depresyondur aslında ayrılık.. Uzaklarda oluş vs. ayrılık olmasa da alışkanlıklardan kopamıyor insan yinede mavi veya yeşil hatta kahverengi olmadı siyah bilemedin ela gözler.. Alışkanlıklardan kurtulamıyor insan bağımlısı oluyor bir sigara kadar.

Bazen aç kalmak, anlamsız telefoın konuşmaları yapmak, uzun uzun derin mevzulara girmek sonra öpmek. Aşkın anlamı büyük ama kendi ismi bi okadar da küçük.. Derin bir iz bırakır insanın en hassas hislerinde..

Bir gece vakti veya öğlen hiç bir zaman hatta mekan dinlemez ayrılık. Sonbahar aylarını da pek sevmez aslında. Kimi aşklar bunu başarmış olabilir ama yinede sonbahar ayrılık mevsimidir.
Tek bir söz, kelime, anlam ifade eden cümleler dizisi. Bir tümleç, bir edat şeklinde.. Hiç bir an yoktur ki sevilmesin hiç bir dakika yoktur ki onsuz cehennem olmasın.
Şimdi ise sen çok uzaklarda bulunan kıyıların sahil beldelerini hırpalıyan bir güney yeli gibi..
onun için şimdilik hayali bir telefonu kapatıyorum. Ve onun için Öptüm say...

advisard

Herşeyin Değişebileceğini sanmıştım ki oysa.. Değişen sadece senin hayatın oldu. Aynı anılarla, aynı hayallerle yaşamak var ya..
Umutlarımdan çıkman, anıların zamanın içinde kaybolup silinmen için biraz daha zamana ihtiyacım var.
Senden uzaklarda olmak unutturmuyor. Seni unutmak için bir kişiye ihtiyacım var. On la geçirilen zamanlara ihtiyacım var. Seni unutmak için biraz daha toparlanmam gerek. Senle yada sensiz yapamam böyle birşey olması gerek.
Bunun adına aldatmaca demek saçmalık olacak. Seni sevdim de ne oldu. Eğer bu ihanet olacaksa Senden alasını istesekte bulamam. Üzgünüm bunun adı sadece Elveda...

yangın

aşk benim birgün terk ettiğim evde bir gece ansızın çıkan yangında öldü. Ne var ki Taştan yapılma talan olmuş bir yerde nasıl yangın çıkar anlamadım gitti..
Ne yalan var bu işin içinde kaçar tanesi bilemem Her gece kavrulan kozlarda ısınmak mı yürümek mi daha acı verici bilmiyorum
sadece bir aşktı beni var eden gittim yerlerden son anda yetişen Gece kör karanlıklarda birden çekip gidiveren
Sen mi öldün inanmam bu hayat karmaşasına aldanmam

14 şubat berbat bir gün

Hiç sevmediğim günlerden birisi varsa o da bugündür.. 14 şubat.
Anneler günü, babalar günü değil bu, bugün sadece sevgililere mahsus bir gün. Sevgilisi olmayanlar ne yapsın peki? O günü sinesine çekerek her zaman sıradan bir gün gibi yaşamaya çalışmak mı? Saçmalık. O gün gözleriyle, Kulaklarıyla şahit olacak o masum güne. Herkes mutlu, hediye almış hediyesini sevdiği insana vermiş.. Peki bu kişinin hiç sevdiği insan yok mu ki ona kimse hediye almıyor yada vermiyor. Sadece bugünde hediye almak ve vermek için iki kişi olacak ve bu insanlar birbirine aşık olacak.. Yani ipin ucu aşka sapıyor. Demek ki aşk bize ya uzak bir kelime yada bize daha sıra gelmedi..

« Önceki ::